Archive for the ‘Diyetler’ Category

Hamilelerde Oruç Uyarısı

Çarşamba, Ekim 1st, 2008

Uzmanlar, hamilelerin kesinlikle oruç tutmaması konusunda uyarıda bulundu.Uzmanlar, hamilelerin Ramazan ayında kesinlikle oruç tutmaması gerektiğini, bu durumlarda anne ve bebek sağlığının ciddi derecede etkileneceği konusunda uyardı. Uzmanlar ayrıca, kronik hastaların da doktor kontrolünde oruç tutması gerektiğini söyledi.

Ramazan ayının başlamasıyla birlikte ön plana çıkan insan sağlığı, uzmanları oruç konusunda uyarılarda bulunmaya zorladı. Bartın İl Sağlık Müdürü Dr. Osman Nacaroğlu, Ramazan sebebiyle oruç tutmak isteyen hamilelere uyarılarda bulundu. Hamileleri kesinlikle oruç tutmamaları konusunda uyaran Dr. Nacaroğlu, “Hamilelerimiz için oruç tutulmaması çok önemli bir konudur. Gebeler kendi beslendiği gibi aynı zamanda kendi yavrusunu da beslemek zorundadır. Dolayısıyla gıdasına, özellikle içtiği suya, aldığı enerjiye, proteine ve yağına dikkat etmesi gerekir. Oruç tutarsa, bunları yeterince sağlayamaz. Bu durumda anne adayı ve bebeklerde ciddi sağlık sorunları ile karşı karşıya kalınabilir. Ayrıca hamilelerimizin Eylül ayı olmasına rağmen sıcak havalarda dışarıya çıkmamalarını öneriyorum” dedi.

“KRONİK HASTALAR HEKİM KONTROLÜNDE ORUÇ TUTMALI”
Ramazan’da vatandaşların özellikle beslenme diyetlerine, sahur ve iftar yemeklerindeki gıdalara dikkat etmesini önerdiklerini belirten Bartın İl Sağlık Müdürü Dr. Osman Nacaroğlu, 12 saat oruç tutarak aç kalınmasının kronik rahatsızlıkları bulunan hastaları etkileyeceğini belirtti. Dr. Nacaroğlu, “Ramazan ayında bu yıl 12 saat aç kalmak durumundayız. Özellikle kronik hastalarda hekim gözüyle, hekim gözetiminde ibadetin yapılmasını ortaya koyuyor. Diyabetli hastaların çok sık yemesi lazım. Az ve sık yemesi gereklidir. Diyetini devam ettirmesi lazım. Kronik hastalarımızdan hipertansiyonu ve karaciğer hastası olanların hekimlerinin kontrollünde ve hekimlerin gözetiminde bu ibadeti eğer yapabiliyorlarsa yerine getirmelerini talep ediyoruz” dedi.

Bartın İl Sağlık Müdürü Dr. Osman Nacaroğlu, sıcak günlerde bu ibadeti hekimleriyle birlikte danışarak yapan yaşlıların özellikle sıcak havalarda gezmemesi gerektiğini, su kayıplarının oluşabileceğini, uzun süreli olduğunda böbrek ve karaciğerin zarar görebileceğini de sözlerine ekledi.

Dengesiz Beslenme ve Hareketsizlik

Çarşamba, Ekim 1st, 2008

Şişmanlık kalori alışverişinde doğan dengesizliğin sonucu olduğuna göre, alınan ve verilen kalori oranında denge kurulduğu zaman şişmanlama sorunu da çözülmüş oluyor. Bu denge, yiyecek ve içeceklerle alınan kalorinin günlük hareketle harcanması yoluyla kurulur. Şişman kimselerde, fazla kilonun verilebilmesi için alınan kalorinin az, harcanan kalorinin çok olması gerekir ki, aradaki fark vücut yağ depoları tarafından karşılansın. Böylece fazla yağların erimesi sağlansın. Tıp biliminin verdiği uğraşlar, akıllı bir diyet ile birleşen bol hareketin şişmanlıktan kurtulmanın en ideal yolu olduğunu ortaya çıkardı.

Hareketsiz Kalmayın

Uzmanlara göre nasıl diyet uygulanırsa uygulansın, hareket edilmediği takdirde sağlıklı bir zayıflama gerçekleşmiyor. Bunun için özellikle ağır sporlar değil jimnastik yapılması öneriliyor. Uzmanlar jimnastikte de aşırıya kaçmanın sağlıklı olmadığına dikkat çekiyor.

Sağlıklı ve uzun yaşam için yapılacak hareketlerin başında her gün bir saat tempolu yürüyüş, jimnastik, kondüsyon bisikleti, koşu, yüzme, tenis veya herhangi bir spor yapılması geliyor. Eğer bunları yapacak zaman yoksa yine de hareket olanaklarının yaratılması gerektiğine dikkat çekiliyor. Bu olanaklar da şöyle sıralanıyor: Eğer işyeri çok uzak değilse ve zaman elveriyorsa işe yürüyerek gidip gelmek veya en azından yolun bir kısmını yürümek. Kısa mesafelerde ulaşım vasıtalarını kullanmayıp yürümeyi tercih etmek. Günlük alışverişleri yapmak böylece yürüme fırsatı yaratmak. İşe gidiş gelişlerde zaman açısından problem varsa öğle tatilini değerlendirip yürümek. Mecbur kalmadıkça asansör kullanmamak. Bol bol yüzmek.

İsveç Diyeti

Geçen yıllarda en çok başvurulan diyet “İsveç Diyeti” oldu. Bu diyeti özellikle iki ana soruna çözüm getiriyor. Bunlardan birincisi sorunsuz hızlı kilo verdirmesi, ikincisi ise verilen kiloların iki yıl boyunca geri alınmaması. İki yıl boyunca kilo alınmamasının nedeni de diyetin metabolizmada yarattığı değişikliklere bağlanıyor.

Bu diyet 13 günden uzun sürdürülmüyor. Rigshospitalet adlı bu diyet, tam olarak uygulanırsa iki haftada 7-20 kilo verdiriyor.

Başlıca Kurallar:
Ayrıca çay, kahve ve meşrubat içilmeyecek, günde iki litre su içilecek, diyet 13 günden uzun, altı günden az uygulanmayacak. Üç aydan kısa bir sürede aynı diyet tekrarlanmayacak ve en son olarak da aynı gün içinde öğle ve akşam yemekleri ile yer değiştirilebilecek.”

Zayıf görünmek

Çarşamba, Ekim 1st, 2008

İngiliz Bilim Derneği’nin düzenlediği bilim festivalinde sunum yapan York Üniversitesi’den psikolog ve görsel algı uzmanı Peter Thompson, bu anlayışın bilimsel bir temeli olmadığını kaydetti.

İngiliz The Independent gazetesi, yatay çizgilerin insanları şişman göstermediğini yazdı. Dr. Thomson’un iddialarını sayfalarına taşıyan gazete, “Aslında yatay çizgili giysilerin insanları zayıf gösterdiği ortaya çıktı.” dedi.

Thomson, dikey çizgili giysilerin insanları şişman gösterdiğine dair kanaatin yanlış bir algı olduğunu söyledi. Thomson yaptığı araştırma sonucunda dikey çizgili giysiler giyen insanların, yatay çizgili giysiler giyenlere göre yüzde 6 oranında daha geniş gözüktüğünü belirledi. 20 kişi üzerinde araştırma yapan Thomson, “Yatay çizgili giysiler sizi şişman göstermez. Aslında dikey çizgili giyenler, yatay çizgili giysiler giyenlere göre daha şişman gözüküyor. ” dedi. Thomson, dikey çizgili giysilere dair inancın nereden kaynaklandığını bilmediğini söyledi.

“Zayıf görünmek isteyen kadınlar ne yapmalı?” sorusu karşı Thomson, “Siyah giymek güzeldir. Üzerinde birkaç yatay çizgi bulunan siyah kıyafetler giysinler.” tavsiyesinde bulundu.

Oruç ve Baş Ağrısı

Çarşamba, Ekim 1st, 2008

Eylül ayına denk gelmesi nedeniyle uzun süren oruç özellikle çalışanları zorluyor. Açlık nedeniyle oluşan baş ağrılarını orucu bozmadan gidermek de mümkün. İşte size ilaç almadan ağrı giderme yöntemleri

başladı. Oruç saatlerinin uzaması ve buna bağlı olarak aç ve susuz kalma süresinin artması insan vücudunda bir takım ağrıların oluşmasına da sebep oluyor. Özellikle de gün boyunca çalışmak zorunda kalanlarda… Ancak çok şiddetli bir ağrıyla karşılaşmadığınız sürece orucunuzu bozmadan bu ağrıları gidermek mümkün. Anadolu Sağlık Merkezi�nden Algoloji Uzmanı Prof.Dr. Ayşen Yücel, orucun vücutta yol açtığı ağrıları ve çözüm önerilerini anlattı.

Oruç tutmak ne tür ağrılara neden olabilir?

Oruç tutmak çok çeşitli ağrılara neden olabilir. Bunların başında beslenme düzeninin değişmesi ve çok uzun süre aç kalınması nedeniyle oluşan, mide-barsak sisteminden kaynaklanan ağrıları sayabiliriz. Gene oruca bağlı olarak, kan basıncı oynamalarına bağlı bir takım sorunlar ortaya çıkabilir. Bu durumun da baş ağrısı olarak karşımıza çıktığını görebiliriz. Veya diğer bir örnek de, bazı hastalarda, ani kan şekeri düşmesine bağlı olarak çok şiddetli baş ağrısı gelişebilir.
Kronik ağrısı olan kişilerde de oruç tutmak bu ağrıyı tetikleyebilir. Örneğin migren, buna verilecek en güzel örnek. Açlık, migrenin birçok türünü tetiklemektedir. Dolayısıyla bir migren hastası oruç sırasında ciddi migren ataklarıyla karşılaşabilir. Oruç sırasında rastlanan bir diğer ağrı da gerilim baş ağrısı. Her ne kadar gerilim baş ağrısı farklı faktörlerle oluşsa da oruç sırasında ; özellikle geceleri sahur nedeniyle uyku düzeninin bozulması nedeniyle oluşan uykusuzluğun yarattığı stres, açlığın da eklenmesiyle kişilerde gerilim baş ağrısına yol açabilir. Oruç sırasında meydana gelebilen bir başka ağrı da, ciddi anlamda kafeinli içeceklere bağımlılığı olan kişilerde rastlanan baş ağrılarıdır. Normalde baş ağrısı çekmeyen bu kişilerin, oruç nedeniyle kafeinli içeceklerin birden kesilmesi nedeniyle baş ağrısı çektiklerini biliyoruz.

Oruç sırasında meydana gelen hangi ağrıları ciddiye alıp oruç bozmak gerekir?

Eğer daha önce hiç böyle bir ağrıyla karşılaşmadıysak, yani akut ağrı dediğimiz, ani başlayan ve vücutta meydana gelen herhangi bir bozukluğun habercisi olan bir ağrı varsa bunu ciddiye almak gerekir. Örneğin hastanın hiç mide ya da karın ağrısı yokken oruçluyken çok şiddetli bir karın ağrısı başladıysa veya barsak düzeninde bozuklukla birlikte şiddetli bir karın ağrısı, beraberinde kusma gibi belirtiler varsa tabii ki bunu ciddiye almak gerekir. Ama kronik ağrılı bir hasta, migren hastası gibi, zaten bu atağı herkesten daha iyi tanıyacaktır. Orucu sırasında meydana gelebilecek atağın tedavisi için orucunu bozması gerekir. 

Hem oruç tutmak hem de bu ağrılardan korunmak mümkün mü?

Bir kısmı için mümkün. Örneğin, kişide herhangi bir mide-barsak şikayeti varsa oruç tutmaya başlamadan önce mutlaka bir gastroentrologa danışarak böyle bir sürece girilip girilemeyeceğinin sorulması lazım. Ama migren benzeri ağrısı olan hastalardan bazıları, koruyucu tedaviyi sürdürmek kaydıyla oruç tutabilir. Örneğin, ayda 2-3 migren atağı olan bir hasta, atak gelmesin diye koruyucu tedavi alıyorsa, ilaç alım saatini ramazana göre düzenleyip, kriz sayısı da az olduğu için orucunu sürdürebilir. Ancak yine migren hastaları için uyarıda bulunmamız lazım çünkü açlık, yüzde 100 migren ataklarını tetikleyen bir durumdur.

Sık atağı olanlar ve çok şiddetli atak geçiren hastalar atağın geleceğini hissederler ve önceden ilaçlarını alırlar. Ancak oruç sırasında bu şansı bulamayacakları için bu kişilerin çok şiddetli atak geçirme olasılığı vardır. Bu durum, kişiden kişiye farklılık gösterdiği için mutlaka kişi kendini test etmelidir. Ama eğer yapamıyor ve şiddetli ağrıyla karşılaşıyorsa oruç tutmak konusunda ısrarcı olmamalıdır. Diğer yandan şöyle bir bakış açısı da var; oruç, insanda bir manevi rahatlama ve huzur yarattığı için gerilim tipi baş ağrılarında azalmaya neden olabilir. Gerçekten de kişi, kendini daha rahat ve huzurlu hissettiği için ve dolayısıyla gerilimi azaldığı için oruç sırasında gerilim ağrılarında bir azalma meydana gelebilir. Ancak bu kişiden kişiye değişir.

Şartları uygun olan, uyku düzeni bozulsa bile yeterli saat uyuyabilecek olan, ilaçlarını düzgün bir şekilde ve oruca uygun bir şekilde kullanabilecek olan kişiler oruçlarını tutabilirler. Ama şiddetli ağrıyla karşılaşan kişiler bunu ciddiye alıp eğer devam edemiyorsa oruç tutmakta ısrar etmemelidirler. Çünkü oruç, ağrılı hastalarda dengeyi çok ciddi bozabilir.

Oruç bozulmadan ağrı geçirilebilir mi?

Eğer hafif ve orta şiddette bir ağrıysa kişi nefes ya da gevşeme egzersizleriyle bu ağrıyı geçirebilir. Ama ağrıyı çeken kişinin bu egzersizleri nasıl uygulayacağını bilmesi gerekir. Fakat ağrı orta şiddetten fazlaysa, bu egzersizlerin faydası olsa bile tam olarak ağrıyı geçiremeyebilir. 

Bakanlıktan Oruçlulara

Çarşamba, Ekim 1st, 2008

Sağlıklı beslenme önerileri listelendi.
Sağlık Bakanlığı, ramazan ayının yaklaşmasıyla beraber oruç tutacak olanlara uyarılarda bulundu. Bakanlık, yeterli ve dengeli beslenmenin ramazan ayında da sürdürülebilmesi amacıyla, günün oruç tutulmayan bölümünde en az üç öğünü tamamlamak ve sahur öğününü atlamamak gerektiğine işaret etti. Bakanlık, sahuru atlamanın yaklaşık 12 saat olan açlığı, ortalama 18 saate çıkardığını belirterek, bu durumun günün daha verimsiz geçmesine neden olacağını bildirdi.Sağlık Bakanlığı, ramazan öncesinde oruç tutacaklar için altın uyarılarda bulundu. Bakanlık, ramazan ayında yapılan en önemli beslenme değişiklikleri arasında oruç tutan kişilerin günlük beslenme şekli ve öğün sayısını değiştirerek üç ana öğün olan günlük beslenme düzeninin iki öğüne indirilmesi ve özellikle hamur işleri, tatlılar, kırmızı et, ekmek, pilav ve makarna tüketiminin arttığını bildirdi. Oruç tutarken sağlıklı ve çeşitli besin seçenekleri ile yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanmasının esas olması gerekliliğine işaret eden Sağlık Bakanlığı, yeterli ve dengeli beslenmenin ramazan ayında da sürdürülebilmesi için günün oruç tutulmayan bölümünde en az üç öğünü tamamlamak ve sahur öğününü atlamamak gerektiğini bildirdi.

SAHURDA SADECE SU İÇEREK NİYETLENMEK VE GECE YATMADAN ÖNCE YEMEK YEMEK ZARARLI
Sağlık Bakanlığı, yapılan yanlışlardan birinin ise, sahurda sadece su içerek niyetlenmek veya gece yatmadan önce yemek yemek olduğunu kaydetti. Bakanlık oldukça zararlı olan bu tip beslenme tarzının yaklaşık 12 saat olan açlığı, ortalama 18 saate çıkardığını, bunun da açlık kan şekerinin daha erken saatlerde düşmesine ve buna bağlı olarak günün daha verimsiz geçmesine neden olduğunun unutulmamsı gerektiğine dikkati çekti. Sahur yemeğinin ağır yemeklerden oluşmaması gerektiğine de işaret eden Sağlık Bakanlığı’nın uyarısında, “Gece metabolizma hızı düştüğü için yemeklerin yağa dönüşme hızı ve kilo alma riski artmaktadır. Bu nedenle sahura mutlaka kalkılmalı ve bu öğünde süt, yoğurt, peynir gibi besinlerden oluşan bir kahvaltı yapılmalı ya da çorba, sebze ve kurubaklagil yemeklerinden oluşan bir öğün tercih edilmelidir” denildi.

İFTAR SOFRALARINDA İHTİYACIN 2-3 KAT FAZLASI BULUNUYOR
İftar sofralarındaki çeşitlilik ve bolluğun da zararlı olabileceğini bildiren Sağlık Bakanlığı, iftar sofralarında bir insana yetecek yemeğin 2-3 kat fazlası bulunabildiğini ve iftarda yapılan en büyük hatalardan birisinin de çok hızlı bir şekilde, çok yüksek miktarda besin tüketmek olduğunu ifade etti. Beynin doyma emrini yemekten 15-20 dakika sonra verdiğini belirten Bakanlık, bu durumun ilerleyen günlerde kilo alımına da zemin hazırladığı yönünde uyarıda bulundu.

RAMAZAN AYINDA REFLÜYE DİKKAT
Sağlık Bakanlığı, Ramazan ayında karılaşılan sağlık sorunlarına ilişkin de bilgi verdi. Bakanlık bu ayda en sık karşılaşılan sorunlardan birinin mide içinde bulunan yemek ve asitin yemek borusu içine doğru geri kaçması olarak tanımlanan reflü olduğunu bildirdi. Tüm bu rahatsızlıkların ortaya çıkmaması için sağlıklı beslenme önerileri çerçevesinde hareket edilmesi gerektiğine vurgu yapan Sağlık Bakanlığı, oruç tutmanın sağlıklı insanların metabolik dengesinde çok önemli değişiklikler yapmadığı, ancak şeker hastalığı ve karaciğer yetmezliği gibi bazı hastalıklarda veya hamilelik gibi özel durumlarda olumsuz sonuçlar doğurabileceğinin de göz ardı edilmemesi gerektiğinin altını çizdi. Bakanlık, kronik hastalığı olan kişilerin ise, mutlaka ilgili uzman hekime danışarak oruç tutmaları gerektiğini kaydetti.

BAKANLIK’TAN ORUÇ TUTACAKLARA ALTIN ÖĞÜTLER
Sağlık Bakanlığı, oruç tutanlar için sağlıklı beslenme önerilerini ise şöyle sıraladı:
-Ramazan ayı süresince yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterilmelidir.
-Ramazan ayında öğünler; sahur ve iftarda iki ana öğün ile, iftardan sonra 1-1.5 saat aralıklarla iki ara öğün şeklinde düzenlenmelidir.

-Oruç tutanların mutlaka sahur yapmaları sağlığın korunması açısından önemlidir. Sahur yemeğinde süt, yoğurt, peynir gibi besinlerden oluşan hafif bir kahvaltı yapılmalı ya da çorba, sebze ve zeytinyağlı yemeklerden oluşan bir öğün tercih edilmelidir. Ancak gün içerisinde aşırı acıkma problemi olanların midenin boşalma süresini uzatarak acıkmayı geciktiren kuru fasulye, nohut, mercimek, bulgur pilavı gibi yemekleri tüketmesi; aşırı yağlı, tuzlu ve ağır yemekler ile unlu gıdalardan uzak durulması uygundur.
-İftara peynir, domates, zeytin gibi kahvaltılıklar veya çorba gibi hafif yemeklerle başlanılması, 10-15 dakika sonra az yağlı et yemeği, sebze yemeği veya salatayla devam edilmesi uygundur. Yine enerji veren ancak kan şekerini dengeli bir biçimde yükselten besinler (beyaz ekmek, pirinç pilavı gibi glisemik indeksi yüksek olan gıdalar yerine bulgur pilavı, kepekli ekmek veya kepekli makarna gibi posalı besinler) tercih edilmelidir.

-Günde ortalama 2- 2,5 litre su içmeye, bununla birlikte enerji verirken sıvı ihtiyacını da karşılayacak ayran, taze sıkılmış meyve suları, soda, sebze suları içmeye özen gösterilmelidir.
-İftarda aşırı şerbetli, yağlı tatlılar yerine; sütlü tatlılar (sütlaç, güllaç, muhallebi vb.) veya meyve tatlıları tercih edilmelidir.
-Yemekleri hızlı yemekten kaçınmalı, yavaş yavaş ve iyice çiğneyerek yenilmelidir.
-Tek seferde büyük porsiyonlar yerine, iftardan sonra birer saat ara ile her seferinde azar azar küçük porsiyonlar şeklinde beslenilmelidir.
-İftar yemeğinden hemen sonra televizyon veya bilgisayar karşısına geçmek, koltukta dinlenmek yerine biraz hareket etmek, kısa mesafeli yürüyüşler yapmak sindirime yardımcı olması açısından yararlı olmaktadır.
-Ramazan ayında yemeklerin pişirme yöntemleri de çok önemlidir. Özellikle ızgara, haşlama ve fırında yapılan yemekler tercih edilmeli, kavrulmuş, tütsülenmiş ve kızartılmış besinlerden uzak durulmalıdır.
-Beslenme düzenindeki değişikliklere bağlı olarak oluşabilecek kabızlığı önlemek için, yemeklerde lif oranı yüksek gıdalar (kurubaklagiller, kepekli tahıllar, sebzeler) ve ara öğünlerde de taze ve kuru meyveler, ceviz, fındık, badem gibi kuru yemişler tercih edilmelidir.

İşkence gibi Zayıflamak

Çarşamba, Ekim 1st, 2008

Sağlıklı kilo vermek için yapmanız gerekenleri Prof. Dr. Yıldız Batırbaygil yazdı.Prof. Dr. Yıldız Batırbaygil HABERTURK.COM okurları için yazıyor
Bu yaz yine sebze, salata ağırlıklı diyetler yaptınız veya yaptırıldınız mı ? Mideniz şu anda ne durumda çok merak ediyorum… gaz sancılarınız yok mu ? Bir miktar asabi oldunuz mu ? Hep aç mı dolaşıyorsunuz ? Televizyonda veya bir mecmuada nefis bir yemek görünce mide salgılarınız harekete geçip, onu yiyemeyeceğiniz için mutsuz oldunuz mu ? Diyelim 5- 10 kilo verdiniz. İlk 2 kiloyu verdiğinizde birden kendinizi çok zayıf hissedip hemen dar pantolonlar (kadınlar için) giymeye başladınız mı ? Etrafa karşı çok iradeli ve mutluymuşsunuz gibi rol yapıp verdiğiniz kilolar kadar irade kilonuzu mu hesapladınız ? 2- 3 kilo zayıf ama mutsuz bir yaz mı geçirdiniz ? Hiç kendinize şu soruyu sordunuz mu ? Eğer otla kilo verilseydi inekler hep zayıf olurlardı, siz hiç zayıf inek gördünüz mü ? Siz makine misiniz ? Televizyona biri çıkıyor şunu yiyin aman, bunu yemeyin diyor. Şu yağı kullanın, aman şunları kullanmayın. Hiç mantık süzgecinden geçirmeden televizyondaki kişinin neyin reklamına bile aracı olduğunu düşünmeden saldırıyorsunuz o gıdalara. Hepsi tatava… Ne istiyorsanız yiyin, çünkü tabiat eğer onları sizin için sunmuşsa hepsini yiyebilirsiniz. Ama birinci kural aşırıya kaçmamak, ikincisi insan vücudu 3 öğüne göre programlanmış bu öğünleri atlamamak, üçüncüsü ve belki en önemlisi ne yerseniz yiyin keyifle yiyin. Yemeğe saygı ve sevgi gösterin ki içindeki sıvıların yapısı bozulmasın (Bunun izahını size bir dahaki sayıda yapacağım). Büyük tabaklarda yemek yemeyin, küçük tabaklar alın ve doldurup yiyin. Unlu gıdalarda aşırıya kaçmayın ve en önemlisi çok uzun çiğneyin. Sık sık ve az yiyin. Hareket edin ama bunları zevkle yapın, işkenceyle değil. Görün bakalım neler olacak. Kafanızdan rejim lafını çıkartın. Bekleyin ve görün. Bu arada bol bol su için ve bunlardan kısa sürede medet ummayın.

Ben çok az uyuyan bir insanım. Gecede 3 -4 saat uyurum ve uykuda geçen zamana çok acırım. Çünkü geceler çok üretkendir. Geceleri insan çok verimli olur. Yazılarımı, işlerimin çoğunu sabaha karşı yaparım. En içten dualarımı sabah ezanı sırasında okurum. Müthiş bir sessizlik ve gizem vardır gecelerde. Yataktan kalkar kalkmaz en keyif aldığım iş bir Türk kahvesi yapıp camın önünde oturup sigara içmektir. Çocukluğumdan beri annemi bu yüzden hep kınamışımdır. Aç karnına kahve içme diye. Çünkü annem günde 9 kahve içerdi. 1982 yılında USA’ da kafein üzerine yaptığım çalışmalarda( beyin hücreleri, diş ve kemiğe etkileriyle ilgili) gördüm ki günde 2 Türk kahvesi büyük ölçüde bunamayı önlüyor( eminim bunu okuyanlar hayda deyip kahveye saldıracaklar) ama bakın 2 kahve diyorum, fazla içenlerin başına geleceklere karışmam. Annem şu anda 95 yaşında ve aklı cin gibi çalışıyor. Gelelim sigaraya, tabiî ki iyi bir şey değil. Neler yaptığını bilmek için doktor olmaya gerek yok. Ama tiryaki iseniz ve özellikle( kocamı veya karımı bırakırım ama sigarayı asla) diyenlerdenseniz size güzel bir şey söyleyeyim. Bunu benden başka hiçbir doktorda söylemez. USA ’da bir konferansta bir kalp cerrahı şunu dedi; stres= 20 sigara, siz bu mereti bırakarak çok büyük strese giriyorsanız, azaltın, kendinize işkence etmeyin demişti. Sanki matah bir laf gibi ben hep bunu uyguladım. Ve gerçekten etrafımda gördüm ki sigarayı ani bırakmak çok tehlikeli, vücutta tahmin edemeyeceğiniz rahatsızlıklar çıkıyor. Yavaş yavaş bırakmaya çalışın. Olmuyor, beceremiyorsanız da bu hayat ve beden sizin siz bilirsiniz. Ben sadece mutlu yaşamanızı istiyorum, çünkü moral ve huzur= mutluluk= sağlıktır. Sadece akıllı olun, vücudunuzu tanıyın ve ona göre kararlar alın diyorum. İnanın size tavsiyede bulunanlarda bunları bir yerlerden okuyup tavsiye ediyorlar. Siz de araştırın ve kendinizin yaşam koçu olun.

Zayıflama Ürünleri

Çarşamba, Ekim 1st, 2008

Esmer pirinç: B Vitamini deposu olması sayesinde proteinleri, yağları parçalıyor, hazmı kolaylaştırıyor.

Greyfurt: Metabolizmayı hızlandırıyor, vücut direncini artırıyor.

Kırmızı üzüm: Dolaşım sistemini temizliyor.

İçerdiği lif, vitamin ve mineraller sayesine kolesterolün düşmesine yardımcı oluyor.

Salatalık: Lif zengini olması sayesinde tokluk hissi veriyor. Ayrıca sağlıklı bir su deposu.

Nar: Hormonları dengeliyor.

Bu sayede kiloyu kontrol etmek daha kolaylaşıyor. Ayrıca güçlü bir antioksidan…

Azuki fasulyesi Küçük kırmızı fasulye: Fasulyeler arasında en az yağ oranına sahip… Vücutta daha fazla suyu tutuyor.

Brokoli: Lif ve C vitamini deposu… Ayrıca kilo vermeye yarayan kalsiyum içeriyor. Karaciğere iyi geliyor. Hazma yardımcı oluyor.

Elma: Hafif tatlı, bağırsakları harekete geçiriyor.

Kiraz: Yumuşak bir müshil etkisi yapıyor ve kilo kaybına neden oluyor.

Yulaf: Tokluk ve şişkinlik hissi veriyor. Bir kase lapası vücutta üç kase su tutmayı sağlıyor.

Zayıflama Ürünleri

Çarşamba, Ekim 1st, 2008

Esmer pirinç: B Vitamini deposu olması sayesinde proteinleri, yağları parçalıyor, hazmı kolaylaştırıyor.

Greyfurt: Metabolizmayı hızlandırıyor, vücut direncini artırıyor.

Kırmızı üzüm: Dolaşım sistemini temizliyor.

İçerdiği lif, vitamin ve mineraller sayesine kolesterolün düşmesine yardımcı oluyor.

Salatalık: Lif zengini olması sayesinde tokluk hissi veriyor. Ayrıca sağlıklı bir su deposu.

Nar: Hormonları dengeliyor.

Bu sayede kiloyu kontrol etmek daha kolaylaşıyor. Ayrıca güçlü bir antioksidan…

Azuki fasulyesi Küçük kırmızı fasulye: Fasulyeler arasında en az yağ oranına sahip… Vücutta daha fazla suyu tutuyor.

Brokoli: Lif ve C vitamini deposu… Ayrıca kilo vermeye yarayan kalsiyum içeriyor. Karaciğere iyi geliyor. Hazma yardımcı oluyor.

Elma: Hafif tatlı, bağırsakları harekete geçiriyor.

Kiraz: Yumuşak bir müshil etkisi yapıyor ve kilo kaybına neden oluyor.

Yulaf: Tokluk ve şişkinlik hissi veriyor. Bir kase lapası vücutta üç kase su tutmayı sağlıyor.

Sponsor
Sponsor