Archive for the ‘Enteresan’ Category

Yüzyıllardır Bilimin Çözemediği 10 Sır

Çarşamba, Ağustos 15th, 2007

Yüzyıllardır Bilimin Çözemediği 10 Sır
 
 
 
Amerikan LiveScience dergisi, bilim dünyasının açıklayamadığı 10 olguyu sıraladı.

1 - BEDEN / ZİHİN BAĞLANTISI : Bir efsaneye dönüşen ‘plasebo etkisi’ zihinle beden arasındaki muhteşem ilişkinin en basit kanıtı. Bu etki kendini şöyle gösteriyor: Sahte, yani aslında ilaç olmayan bir ilaç aldıklarından habersiz denekler, dertlerine derman olacak bir hap ya da şurup içtiklerini düşündüklerinden kendilerini daha iyi hissediyorlar. Üstelik etki kimi zaman bununla da kalmıyor, tıbbi belirtilerde de düzelme görülüyor. Plasebo deneklerine bakınca, insan ister istemez, zihin neye inanırsa bedeninin de onu yaşadığına hüküm getiriyor. Pek çok uzman, zihnin yardımıyla bedenin kendi kendini iyileştirebilme kabiliyetinin, modern tıbbın yaratabileceği bir ‘mucize’den kat be kat büyüleyici olduğuna inanıyor.

2 - HAYALETLER : Hayaletlerin varlığı hakkında ciddi bir kanıt olmamakla birlikte, onları gördüğünü, onlarla konuştuğunu, onların fotoğraflarını çektiğini ısrarla anlatan -içten ya da değil- şahitler, pek çok insan var. Ancak bilim henüz yanıtı bulamadı.

3-3 - DEJA VU : Fransızca bir kelime olan ‘déjà vu’, Türkçede ‘daha önce görülmüş’ anlamını taşıyor. Açıklamak istediği durum ise şu: Özel bir anı ya da birtakım koşulları, aynı şekilde daha önceden de yaşamış olduğunuzu hissetme hali. Herkesin hayatında bir ya da birkaç kez yaşadığı bu duygu, şaşırtıcı, anlaşılmaz, gizemli ve evet ürkütücüdür. Araştırmacılar ‘déjà vu’ ile ilgili bazı açıklamalar yapmaya çalışsalar da, bu tuhaf hissin nedeni, bir gizem olmayı sürdürüyor.

4 - TAOS UĞULTUSU : ABD’nin New Mexico eyaletinde bulunan küçük Taos kentini ziyaret eden bazı turistler ve vatandaşlar, yıllardır, çöl havasında gizemli, güçsüz, düşük frekansa sahip bir uğultu ve titreşim duyduklarını anlatıyorlar. Bu iddiada bulunanlar, Taos vatandaşlarının sadece yüzde ikisini oluşturuyor. Bazıları bunun çöldeki garip birtakım akustik sorunlarından kaynaklandığını düşünürken, bazıları da bir çeşit kitle histerisi ya da uğursuz bir sır olduğuna inanıyor. Duyulduğu iddia edilen sese ister vızıltı, ister uğultu, ister titreşim deyin; ister psikolojik, ister doğal, ister doğaüstü olduğuna inanın… Hakkında bilinen bir tek gerçek var: O da şimdiye kadar hiç kimsenin bu garip sesin kökenini ortaya çıkaramadığı.

5 - DUYU ÖTESİ ALGI : Hem Doğu, hem de Batı toplumlarında, bazı insanların bir çeşit psişik güçleri olduğuna inanılıyor. Bugüne dek psişik güçleri olduğunu iddia eden kişiler, araştırmacılar tarafından pek çok teste tabi tutuldu. Ancak elde edilen sonuçlar her seferinde ya olumsuz ya da muğlak ve şüpheliydi. Altıncı hissin gücüne inanan pek çok kişi, psişik güçlerin test edilemeyeceğini, çünkü bir nedenle kendilerine şüpheyle yaklaşanların ya da bilim adamlarının yanında azaldığını vurguluyor.

6 - ÖNSEZİ : Psikologlar bu durumu açıklarken insanların bilinçaltlarında, farkında olmadan çevremizdeki dünya hakkında bilgi topladığını vurguluyorlar. Bu şekilde biz aslında sadece ‘görünüşte bilmediğimiz’ bazı şeyleri biliyor ya da hissediyoruz. Ancak söz konusu bilgiler bilinçaltımızın derinliklerinde yaşadığı için, bunun nasıl olduğunu bir türlü anlayamıyoruz. Bu açıklama kimileri için tatmin edici olsa da pek çok araştırmacıya göre önsezi, kanıtlanması ve üstünde çalışılması zor bir konu.

7 - ÖLÜMDEN SONRA HAYAT : Hayatlarında bir kez ölüme yakın deneyim geçirmiş kişilerin bazıları, karanlık bir tünelde yol alıp, sonunda beyaz bir ışık huzmesine kavuştuklarına dair hikâyeler anlatır. Bunlar arasında sevdiklerinize kavuşmak, garip bir huzur hissetmek gibi daha renkli öyküler de mevcuttur. Bu deneyimler son derece etkileyici olmakla beraber, maalesef kimse ‘öbür taraf’tan elinde bir kanıtla ya da doğrulanabilir bir bilgiyle geri dönmeyi başaramadı. ‘Öbür dünya’ meselelerine kuşkuyla yaklaşanlar, söz konusu deneyimlerin travma geçirmiş bir beynin gördüğü halüsinasyonlar olduğunu vurguluyorlar. Tabii bu nedenle de son derece doğal ve açıklanabilir olduklarını… Ölüp de geri dönen olmadığına göre, bu konu gizemini koruyacak.

8 - UFO’LAR… : UFO deyince genelde insanların aklına uçan daireler, kısacası uzay gemileri gelse de UFO’nun açılımı ‘Tanımlanamayan Uçan Nesne’… Ve bu nedenle evet UFO diye bir şey var. Çünkü dünyanın her tarafında, gökyüzünde ne olduğunu tanımlayamadıkları birtakım objeleri gördüğünü söyleyen insanlar var. Ancak bu obje ve ışıklar, aslında uçak mıdır, meteor mudur yoksa gerçekten Marslıların son model uzay gemisi midirş Bu bir türlü açıklığa kavuşamıyor.

9 - ASLA BULUNAMAYAN KAYIPLAR : İnsanlar bazen kaybolur. Bazıları yaşadıkları hayattan kaçar, bazıları büyük çaplı ve cesetlerin tanınamadığı kazalarda yitip gider, bazıları cinayet kurbanı olur. Kayıplar ölü ya da diri bulunur. Ancak bazı insanlar vardır ki adeta buharlaşırlar. 1872’de Portekiz yakınlarında bulunan ‘hayalet gemi’ Marie Celeste’in mürettebatı, Amerikan işçi lideri Jimmy Hoffa bu şekilde kayıplara karışanlardan sadece bazıları.

10 - BÜYÜK AYAK : Bu gizem de Amerika’dan… Yeni Kıta’da yıllar boyunca, insana benzeyen, bol tüylü, son derece iri, ‘Büyük Ayak’ adlı bir yaratığı gördüğünü iddia eden sayısız insan ortaya çıktı. Tüm kıta çevresinde kaydedilen iddialar eğer doğruysa, aslında binlerce Büyük Ayak’ın yaşıyor olması gerekirdi. Ancak bugüne kadar bu korkunç yaratığa ait tek bir ceset bile bulunamadı. Ortada belirsiz fotoğraflar, video kayıtları ve tanıkların açıklamalarından başka bir şey yoktu. Görünen o ki, Büyük Ayak da, İskoçya’nın varlığı bir türlü kanıtlanamayan ünlü Loch Ness canavarı gibi gizemler dünyasındaki yerini koruyacak.

İğne Deliğinde Sanat

Çarşamba, Ağustos 15th, 2007

INGILTERE’DE YASIYOR. " DYSLEXIA " (OGRENME YETERSIZLIGI-OGRENEMEME)
HASTALIGI VAR.ANCAK, DAHICE DENEBILECEK EL BECERISINE SAHIP. YAPTIGI HEYKELLERDE MALZEME OLARAK TOZ ZERRECIKLERI VE SEKER KRISTALLERI
KULLANIYOR.SADECE GECEYARISI CIVARI CALISABILIYOR.
YAPTIGI ESERLER MIKROSKOPLA IZLENEBILIYOR.

iŞte aDaMımız ;

Ve oNun eSeRLerini GöRmeye CaLısanLar ;

Ve iNaNıLmaz eSeRler …

Aşkın Gerçek Resmi

Çarşamba, Ağustos 15th, 2007

İtalya’nın kuzeyindeki Mantua kasabasında yapılan arkeolojik kazılarda üzerinden 5 bin yıldan fazla zaman geçen ama görenleri bugün bile şaşkına çeviren bir aşkın kalıntıları bulundu. Bir kadın ve erkeğin birbirine sarılmış kemikleri arkeoloji ekibini bile şaşırttı. Kalıntıların bulunduğu kasabanın Romeo ve Juliet’in aşkına konukluk etmiş olması olayın esrarını daha da artırdı.

İskeletlerin bulunduğu bölgenin Cilalı Taş Devri’ne ait bir bölge olduğu sanılıyor. Uzmanlar şimdi buldukları bu kemiklerin gerçek yaşlarını tespit etmeye çalışıyor. Arkeologlar ilk aşamada erkeğin herhangi bir nedenle öldüğünü, kadının ise onun yanına uzanarak intihar ettiği tahmininde bulundu. Ancak esrarı laboratuvar çalışmaları çözecek.
Valdaro Nehri yakınlarında yapılan kazının lideri Elena Menotti, daha önce böyle bir şeyin bulunmadığını söyleyerek "Bu eşsiz bir görüntü" dedi. Menotti, daha önce buna benzer buluş yapıldığını, ancak kemiklerin bir anne ile çocuğuna ait olduğunu vurguladı.
Daha önce birçok kazıda çalıştığını söyleyen Menotti, "Bu işi 25 yıldır yapıyorum, Pompei de dahil bir çok ünlü kazı alanında çalıştım. Ancak daha önce hiçbir şey beni bu kadar heyecanlandırmamıştı. Bu bulduğum en özel şey" dedi.

ROMEO VE JULIET’E Mİ AİT

5 bin yıl önce Mantua, bataklık bir bölgeydi ve bir çok nehrin kesişme noktasında yer alıyordu. Avcılık ve balıkçılıkla hayatını devam ettiren halkın yaşadığı bu bölgenin bir diğer özelliği ise Romeo ve Juliet’in hikayesine de ev sahipliği yapması.
Kitapta, Romeo düşmanı Tybalt Capulet’i öldürmek üzere Mantua’ya gittiğinde Juliet’e aşık olmuştu. Kasabanın tarihin en büyük aşklarından birine ev sahipliği yaptığı düşünüldüğünde binlerce yıllık bu iskeletlerin Romeo ve Juliet’e ait olduğu iddia ediliyor.

William Shakespeare’in eserlerini yaşanmış halk hikayelerine dayandırdığı düşünüldüğünde iddianın gerçeklik olasılığı da artıyor.

<ROMEO VE JULIET’mi BİLİNMEZ AMA GERÇEKDEN ETKİLEYİCİ FOTOĞRAF>

Kutsal Nehir Ganj

Pazar, Temmuz 22nd, 2007

kutsal nehir ganj

Kailasa Dağı’nın eteklerinde yer alan büyük Manasarovar Gölü’nden birçok nehir çıkar. Fakat, kaynakları Himalaya dağlarında olan tüm nehirlerin arasında Ganj’ın eşine rastlanmaz. Kaynağı Gangotri’nin buzullarında yer alan Ganj’ın suyunda, besleyici ve şifa verici niteliği olan çeşitli mineraller bulunur.

Ganj kıyılarında yaşayan köylüler arasında deri hastalıklarına pek rastlanmaz. Her evde bir şişe Ganj suyu bulunur ve hemen hemen tüm köylüler ölmekte olan kişilere bu sudan içirirler. Bu su, şişeye konulduğunda, diğer nehirlerden alınan suların aksine, bozulmaz ve içinde bakteri üremez. Ganj’dan alınan içme suyunun Kalküta’dan Londra’ya giden gemilerde taşındığında bozulmadığını denizciler çoktan beri bilirler. Halbuki, Thames Nehri’nden alınarak, Londra’dan Hindistan’a giden gemilerde kullanılan suyun yolda taze suyla değiştirilmesi gerekmektedir. Bu suyun kendine özgü kimyasal bileşenleri ve mineralleri, dünyanın her yanındaki birçok bilim adamı tarafından analiz edilmiştir. Ünlü Hint bilim adamı Dr. Jagdish Chandra Bose, Ganj suyunu analiz ettikten sonra şu sonuca varmıştır: “Dünyanın başka hiçbir yerinde buna benzer bir nehir suyu yok gibidir. Bu suyun mineral nitelikleri, birçok hastalığı iyileştirecek güçtedir.”

Ne var ki, Ganj düzlüklere indiğinde, birçok kirli ırmak ve nehirlerle beslenir ve suyunun olumlu özellikleri de kaybolur gider. Köylülerin bazıları ölülerin cesetlerini Ganj’a atarlar ve böyle yapmakla o kişilerin ruhlarının cennete gideceğine inanırlar.

Ben şahsen, suyun kirletilmesini ve sonra aynı suyun içilerek ona kutsal denmesini tasvip etmiyorum. Üstadım bana, günahlarımın yıkanarak gideceği düşüncesiyle Ganj’ın suyunu içmemin veya Ganj’da yıkanmamın doğru olmayacağını öğretmişti.

Bana Karma Felsefesi’ni açıklamış ve şöyle demişti: “İnsan, Karma’sının meyvalarını toplamak zorundadır. Karma Yasası’ndan kaçınılamaz ve bu yasa dünyanın tüm büyük felsefelerince kabul edilmiştir: “Ne ekersen, onu biçersin.” Görevlerini ne itilim ne de bağlılık duymaksızın beceriyle yerine getirmeyi öğren ve herhangi suni (yapay) bir şeyin kötü Karma’nı silebileceğine inanma. Bir nehirde yıkanmak ve bir mabetten ötekine hacca gitmek seni Karma’nın bağlarından kurtaramaz. Bu, batıl inançtan ibarettir ve hiçbir mantığa sığmaz.”

Swami Rama

Dünya bu bilmeceyi Çözemedi

Pazar, Temmuz 22nd, 2007

Kahire’de bulunan " Keops Piramidi " nin 12 ton agirliginda iki buçuk milyon bloktan olustugunu, Günde on blok yerlestirilmesi halinde yapiminin 664 yil sürecegini, Piramidin üstünden geçen meridyenin karalari ve denizleri tam esit iki parçaya böldügünü ve piramidin dünyanin agirlik merkezinin tam ortasinda bulundugunu, Yüksekliginin (164 m.) bir milyarla çarpiminin günesle dünyamiz arasindaki uzakligi verdigini, Taban alaninin, yüksekliginin iki katina bölünmesinin pi sayisini verdigini, Piramitlerin içerisinde "ultrasound", radar,sonar gibi cihazlarin çalismadigini, Kirletilmis suyun bir kaç gün piramidin içinde birakildiginda aritilmis olarak bulundugunu, Piramidin içerisinde sütün bir kaç gün süreyle taze kaldigini ve sonunda bozulmadan yogurt haline geldigini,Bitkilerin piramit içerisinde daha hizli büyüdüklerini, Çöp bidonu içindeki yemek artiklarinin hiç koku yaymadan mumyalastiklarini, Kesik, yanik, siyrik ve yaralarin piramidin içinde daha çabuk iyilestigini, Piramidin içinin göreli olarak yazin soguk, kisin sicak oldugunu, Piramit kimin adina yapildiysa onun bulundugu odaya yilda 2 kez günes girdigini ve bu günlerin dogdugu ve tahta çiktigi günler oldugunu Biliyor muydunuz?

Bombalarin patlama anlarinin resimleri

Cuma, Temmuz 13th, 2007

(more…)

Türkçe Ezanda Çevrilmeyen Tek Kelime

Cuma, Haziran 15th, 2007

Türkçe Ezanda Çevrilmeyen Tek Kelime

Aralarında Hafız Burhan, Sadettin Kaynak, Hafız Nuri gibi isimlerin bulunduğu komisyonun çevirisini yaptığı “Türkçe ezan” metni şöyleydi:

‘Tanrı uludur, Tanrı uludur
Şüphesiz bilirim, bildiririm
Tanrı’dan başka yoktur tapacak.
Şüphesiz bilirim, bildiririm
Tanrı’nın elçisidir Muhammed.
Haydin namaza, haydin namaza
Haydin felâha, haydin felâha
Tanrı uludur, Tanrı uludur
Tanrı’dan başka yoktur tapacak.’

——————————————–

İşte o kelime…
(more…)

Sponsor
Sponsor