Archive for the ‘Genel Kültür’ Category

Hayat bilgisi - Özlü Sözler

Cuma, Ağustos 17th, 2007

- İyice tanımadan hiç bir insana bağlanma!
- Bitmemiş ilişki üzerine ilişki kurma, acı çeken sen olursun.
-İyice soruşturup diğer insanların da haklı olabileceğini düşün.
- Seni takmayanı sen hiç takma, konuşmayanla da asla konuşma.
-Güvenmediğin biriyle asla flört etme.
-Yalanını yakaladığın birinin düzeleceğini düşünme!
-İnsanlara doğru değer ver, hak etmeyenleri sil.
-Kimseye yalvarma.
-Asla dönüp taaaa arkana bakma!
-Sır tutmasını bil!
-Dostlarının yeri ayrı, sevgilinin yeri ayrı, sevgilin için dostlarını, dostların için sevgilini harcama!
-Hak ettiğin sevgiyi alamadın mı? Kendini üzme, sorun sen değilsin.
-Kimsenin lafıyla dolduruşa gelme, ama aklının bir köşesinde tut!
-Bir ilişkiyi kafanda bitirdikten sonra iki çift tatlı söz, iki damla gözyaşı için asla yumuşama!
-Seni sevenlerle kullananları iyi ayırt et!
-Seni dinleyip, anlamaya niyeti olmayanlarla tartışma!
-Eğer verdiğin sır o kişide kalmıyorsa, ikinci bir sır şansı verme,
–Kendini öven insanlardan kaç!
-Karşındakinin doğru söylediğini varsayma!
-Kendine saygını yitirmene neden olacak hiçbir şey yapma!
-Sorunun olduğunda, insanlar zaman ayırıp seni dinliyorlarsa onların öğütlerini göz ardı etme!
-Göz göre su birikintisine taş atma, mutlaka üstüne sıçrar.
-Kendinin herkesten daha önemli olduğunu unutma!
-Gözyaşlarının değerini bil, onları hak etmeyenler için harcama!
-Senin zekâna inanan insanları hayal kırıklığına uğratma!
-Alkol alıp da kontrolünü yitirenlerle asla tartışma!
-Dışarıdaki güneşe bak ve gülümse, önünde koskocaman bir gelecek olduğunu unutma!
-Dostluğunla yetinmeyenler için hiçbir fedakârlık yapma!
-İnsanları kaybediyorum diye ağlayıp sızlama, kazandığın insanların değerini bil!
- Kimseyi kaybettiğine üzülme, seni kaybedenler üzülsün!
-Kimseye taşıyabileceğinden fazla değer verip de bununla övünmesine fırsat verme!
-Güvenmediğin kimseye aleyhine kullanabileceği hiçbir şeyini söyleme!
-İstediğini alabilmek için asla duygu sömürüsü yapma!
-Her bildiğini söyleme, ama her söylediğini bil!
-Sana duyulan sevgiyi, saygıyı ve güveni istismar etme.

Kılıç nasıl yutulur

Cuma, Ağustos 17th, 2007

Gösterilerde kılıcı yutanların yaptıkları numara sahte değildir. Gerçekten kılıcı yutarlar. Ana problem gırtlak adalelerini rahatlatmayı öğrenmek, böylece yutkunmaya mani olmaktır. Bu özellik haftalar boyu süren egzersizlerle kazanılabilir. Kılıcın boğazı kesme ihtimali yoktur, çünkü her iki tarafı da keskin değildir, yani kördür. Kılıcın ucu sivri gibi görünür ama midenizin tabanına ulaşamayacak boyda bir kılıç seçerseniz bu da problem yaratmaz.

Parmak Niye Çıtlar?

Cuma, Ağustos 17th, 2007

Parmak Niye Çıtlar?
Bazı insanlar her iki elinin parmaklarını birbirine geçirerek ve onları gererek ses çıkarırlar. Yani çıtlatırlar da diyebiliyoruz. Çoğumuz buradan gelen sesin kemiklerden geldiğini sanırız, hatta rahatsız oluruz ama nedense bunu yapanlar hallerinden memnun görünürler.
En çok ve kolaylıkla çıtlayan yerler vücudumuzda en çok bulunan sürtünmeli eklem yerleridir. Bu tip eklem yerlerinde, örneğin parmaklarımızda, iki kemiğin birleştiği yerde bir bağlantı kapsülü vardır. Bu kapsülün içinde kemiklerin hareketleri sırasında buraları yağlayan bir sıvı vardır. Bu sıvının içinde erimiş halde oksijen, nitrojen ve karbondioksit gazları bulunur. Vücudumuzda en kolay çıtlatabileceğimiz eklem yerlerimiz parmaklarımızdır. Parmaklarımız gerilince eklem yerlerimiz düzleşince bu kapsül de gerilir. İçindeki sıvının basıncı azalır ve gaz kabarcıkları patlamaya başlar. İşte kulağımıza gelen bu seslerdir. Patlayan kabarcıklar neticesinde gazlar bu sıvıyı terk eder, sıvı daha da genleşir ve eklem yerlerinin hareket kabiliyetini artırır.
Aynı parmağınızı arka arkaya çıtlatamazsınız. Bir süre beklemeniz gerekir, çünkü gaz kabarcıklarının sıvı içerisinde tekrar oluşması biraz zaman alır

Gök yüzü neden mavidir

Cuma, Ağustos 17th, 2007

Gökyüzünün mavi görünmesinin (Dikkat! Olmasının değil, görünmesinin. Çünkü normalde atmosferimiz, daha doğrusu hava, renksiz bir gazdır.) tek sebebi kırılma hadisesidir.

Güneş ışınları atmosfere girdiğinde atmosferdeki gaz moleküllerine ve toz parçacıklarına çarparak saçılır. Gün ışığı değişik dalga boylu birçok ışından oluşur. En kısa dalga boylu mavi ışınlar atmosferin üst tabakalarındaki küçük parçacılar tarafından hemen saçılırlar. Fakat kırmız ışık (ki en büyük dalga boylu ışıktır.) saçılmak için daha büyük parçacıklara çarpmak zorundadır.

Gökyüzü açık olduğunda, mavi ışık diğer ışıklara oranla en fazla saçılan ışıktır. Bu yüzden de gökyüzü mavi görünür. Mesela gökyüzü yoğun bulutlarla veya dumanla dolu olduğunda, tüm ışınlar nerede ise aynı oranda saçılır. Bu da gökyüzünün gri renkte görünmesine sebep olur.

Gün batımında veya doğumunda ise güneş ışınları atmosfere eğik girdikleri için daha fazla yol katetmek zorunda kalırlar. Bu yüzden daha çok ışın ve renk saçılır ve o posterlere konu olan, şahane gün doğumu ve batımını gözlemleyebiliriz. Çok az saçılmış olan kırmızı ışık ise güneşe ve ufuğa kızıl veya portakal görüntü verir.

Okyanus ne kadar derindir

Cuma, Ağustos 17th, 2007

Okyanusun en derin noktası Pasifik Okyanusu’nda, Guam Adası’nın güney batısındaki Mariana Çukuru’dur. Derinliği tam tamına 11033 metredir. Bir kilogram ağırlığındaki bir cismin okyanusun en derin noktası olan Mariana Çukuru’na ulaşması tam bir saat alır.

Keops piramidi

Cuma, Ağustos 17th, 2007

Kahire’de bulunan "Keops piramidi" nin 12 ton ağırlığında
iki buçuk milyon bloktan oluştuğunu,

Günde on blok yerleştirilmesi halinde yapımının 664 yıl süreceğini,

Piramidin üstünden geçen meridyenin karaları ve denizleri tam eşit
iki parçaya böldüğünü ve piramidin dünyanın ağırlık merkezinin tam
ortasında bulunduğunu,

Yüksekliğinin (164 m.) bir milyarla çarpımının güneşle dünyamız
arasındaki uzaklığı verdiğini; taban alanının, yüksekliğinin iki katına
bölünmesinin pi sayısını verdiğini,

Piramitlerin içerisinde "ultrasound", radar, sonar gibi cihazların
çalışmadığını,

Kirletilmiş suyun bir kaç gün piramidin içinde bırakıldığında
arıtılmış olarak bulunduğunu, piramidin içerisinde sütün bir kaç gün
süreyle taze kaldığını ve sonunda bozulmadan yoğurt haline geldiğini;
bitkilerin piramit içerisinde daha hızlı büyüdüklerini; çöp bidonu
içindeki yemek artıklarının hiç koku yaymadan mumyalaştıklarını,

Kesik, yanık, sıyrık ve yaraların piramidin içinde daha çabuk iyileştiğini,

Piramidin içinin göreli olarak yazın soğuk, kisin sıcak olduğunu,

Piramit kimin adına yapıldıysa onun bulunduğu odaya yılda 2 kez
güneş girdiğini ve bu günlerin doğduğu ve tahta çıktığı günler olduğunu,

BİLİYOR MUYDUNUZ ?

Etkili bir telefon Konuşması Şöyle olur:

Pazartesi, Temmuz 16th, 2007

Etkili Bir Telefon Konuşması Nasıl Olmalıdır?
Kimi günler telefonunuz susmak bilmeden defalarca çalar ve sizi çıldırtabilir. Ancak sonradan başınızın ağrımasını istemiyorsanız kendinizi frenleyip konuşmalarınızın dozunu çok iyi ayarlamalısınız. Yanlış birşey söylemeniz ya da ses tonunuzun yükselmesi, sonradan patronunuzla başınızı derde sokabilir. Bunun için yapmanız ve yapmamanız gerekenleri çok iyi bilmeniz gerekiyor;
Neler yapmalısınız?
*Telefonda konuştuğunuz kişiye ilgi gösterin.
*Konuşmak kadar dinlemekte önemlidir. Bu yüzden konuştuğunuz kişinin söylediklerini anlamak için çaba sarfedin.
* Diğer kişinin bakış açısını (doğru bulmasanız bile) anlamaya çalışın.
* Farklı görüşlere saygı gösterin, ama sizin o fikirde olmadığınızı da belirtin. Bunu yaparken üslubunuzu iyi ayarlayın.
* Diğer kişiye sizin fikirlerinizi sorma fırsatı verin.
* Diğer kişiyle aranızda bir sorun çıkarsa, bu sorunun ne olduğunu tanımlamaya çalışın.
* Sorunun kendisi ile nedenleri arasındaki ilişkiyi diğer kişinin de anlamasına yardımcı olun.
* Diğer kişiyi kendi sorunlarını çözmeye teşvik edin.
* Suskunluk en iyi yanıt olduğunda susup dinleyin.

Ne yapmamalısınız?
* Aynı fikirde olmasanız da, tartışmaya girmeyin.
* İyi bir sebep olmadıkça, diğer kişinin sözünü kesmeyin.
* Çabuk yargılar vermeyin.
* Konuşmaya önyargılı bir şekilde başlamayın.
* Diğer kişi hazır olmadıkça öğüt ya da davranışsal geribesleme vermeyin.
* Tavrının sizi nasıl etkilediğini anlatmayın.
* Öfkeye öfkeyle yanıt vermeyin; bu, olumsuz duyguları körüklemekten başka bir işe yaramaz.

60 Saniyelik Mutluluk Değişkeni

Pazartesi, Temmuz 16th, 2007

Eski çiftlik evini restore etmek için tuttuğum marangoz, işteki ilk gününü zorlukla tamamlamıştı.
Arabasının patlayan lastiği onun işe bir saat geç gelmesine neden olmuş, elektrikli testeresi iflas etmiş ve şimdi de eski püskü pikabı çalışmayı reddetmişti.
Onu evine götürürken yanımda adeta bir taş gibi oturuyordu. Evine ulaştığımızda beni, ailesiyle tanışmam için davet etti.
Eve doğru yürürken küçük bir ağacın önünde kısa bir süre durdu, dalların uçlarına her iki eliyle dokundu.
Kapı açıldığında; adam şaşırtıcı bir şekilde değişti. Yanık yüzü tebessümle kaplandı, iki küçük çocuğunu kucakladı ve eşine kocaman bir öpücük verdi.
Daha sonra beni arabaya yolcu etmeye geldiğinde; ağacın yanından geçerken merakım daha da arttı ve ona eve giderken gördüğüm olayı sordum.
"O,benim dert ağacım," dedi.
"Elimde olmadan işimde bazı sorunlar çıkıyor, ama şundan eminim ki o sorunlar, evime, eşime ve çocuklarıma ait değil.
Bunun için bu sorunları her akşam eve girerken o ağaca asıyorum. Sabahları tekrar onları oradan alıyorum. Ama komik olan ne biliyor musunuz?
Ertesi sabah onları almaya gittiğimde, astığım kadar çok olmadıklarını görüyorum.
" Öfkeyle geçen her dakikanız, mutluluğunuzdan çalınmış 60 saniyedir

Sponsor
Sponsor