Archive for the ‘Aşk Hikayeleri’ Category

Yıllar Geçse De

Pazar, Temmuz 22nd, 2007

Yıllar Geçse De

——————————————————————————–
1942 yılında, soğuk bir kış gününde Nazi toplama kampının içinde genç bir asker, dikenli tellerin ardından genç bir kızın geçtiğini görür. Kız da aynı şekilde genci görünce heyecanlanır. Duygularını ifade etmek çabasıyla, çitin üzerinden kırmızı bir elma atar. Bu o şartlardaki bir asker için bir hayat, bir umut ve sevgi işareti anlamına gelmektedir ve mutlu olur. Genç adam, genç kızın uzattığı elmayı alır. Parlak bir ışık onun karanlığına değmiştir.

Ertesi gün, bu genç kızı yeniden görmeyi umut etmenin bile çılgınca olduğunu duşünmesine rağmen, çitin ötesine bakmaktan kendini alamaz. Dikenli tellerin öteki yanındaki genç kız ise, kendisini bu denli heyecanlandıran yüzü yeniden görmeyi arzular. Elinde elma ile koşarak çitin kenarına gelir. Tipi ve dondurucu havaya rağmen kız, elmayı dikenli tellerin üstünden uzattığında, kalbi birkez daha sıcak duygularla dolar.

Bu sahne birkaç gün boyunca tekrarlanır. Sadece bir an ve sadece birkaç kelime edebilmek için bile olsa birbirlerini görmek için sabırsızlanırlar. Bu anlık karşılaşmanın sonuncusunda, genç asker üzgün bir yüz ifadesi ve titreyen sesi ile;

- Yarın bana elma getirme, burada olmayacağım. Beni başka bir kampa gönderiyorlar" der ve geri dönüp vedalaşamayacak kadar buruk bir şekilde uzaklaşır.

O günden itibaren, kederli anlarında o tatlı kızın görüntüsü gözlerinde canlanır. Gözleri, sözleri, nezaketi, saflığı, utangaç yüz ifadesi… Genç adamın tüm ailesi savaşta ölmüştür. Tanıdığı hayat bütünüyle yok olmuş, sadece bu bir tek anı canlı kalarak kendisine umut vermeyi sürdürmüştü.

1957 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde, her ikisi de göçmen olan, fakat birbirlerini tanımayan iki yetişkin, arkadaşları aracılığı ile tanışırlar.

- Savaş sırasında neredeydiniz? diye sorar kadın.

- Almanya da bir toplama kampındaydım diye yanıtlar adam.

Kadın tatlı bir tebessümle bir an uzaklara dalar ve daha sonra;

- Toplama kampındaki bir gence, elma attığımı anımsıyorum. Bir kaç gün hep aynı yerden çitin öteki yanındaki askerle konuşur, bakışırdık. Sonra o gitti… Ama ben o nu hiç unutamadım. Hep sevdim… Çok sevdim.

Adam şaşkınlıkla sorar;

Bir gün o genç sana "Artık elma getirme, çünki başka bir kampa gönderiliyorum" dedi mi?

Kadın iyice şaşırmış bir ses tonu ile:

- Evet. Ama siz bunu nereden biliyorsunuz? diye sorar.

Adam kadının gözlerinin içine bakarak;

O genç asker bendim. Yıllarca hep düşündüm, hep o güzel birkaç günün anısı ile doldurdum düşlerimi. Benimle Evlenir misin?

1996 Yılında Sevgililer Gününde, Oprah Vintfrey televizyon şovunun çekimlerinde, aynı adam kırk yıllık eşine duyduğu sevgiyi bir kez daha milyonlar önünde anlattı.

…::::KiRiLdim asKa Onun HaBeRi YoK::::…

Pazar, Temmuz 22nd, 2007

…::::KiRiLdim asKa Onun HaBeRi YoK::::…

Biliyorum, konuşacak bir şeyimiz kalmadı, paylaşacak bir şey yok ortada. Yine de yüreğimden, gücümün yettiği yere kadar sana sesleniyorum, seninle konuşuyorum. Bugün sana olan kırgınlığımı rafa kaldırdım, sevgimi aldım avuçlarımın arasına, ona sığınıyorum. Cümlelerimi kısalttım, kelimelerim buruk, gülüşlerim istenmeyen evlat dudaklarımda. Bir ihtimal gelişine sığındığımı farkettiysem de, engel olmadım gurursuz ama umutlu ve sabırlı hasretine. Anlık hayaller anlık mutluluklara gebe kalıyor..bugün gönlümü hoş tutmak istiyorum…imkansız olan her rüyaya inanasım geliyor. Bir çocuk gibi, isteklerimi bastıramıyorum. Çalmayan telefonuma elim gidiyor, sana hala bende olduğunu ısrarla yazmaya çalışıyorum. Bende olan seni hiç kırmadım, değiştirmedim ve hep korudum desem de, sendeki benin nasıl olduğunu, gülüp gülmediğini, anlamsız bir sıkıntıyla merak ediyorum. İçimdeki güzelliğine inanıp inanmamanı artık umursamıyorum..!
Bulutlar yağmurunu toprakla öpüştürebilseydi bugün, bana o verdiğin ama tutmadığın sözünü sahiplenerek, dans edebilirdim ıslaklığıma aldırmadan. Ki aslında ıslanan sadece yüreğim olurdu, bedenim değil…Üşüyorum, bu üşüme yalnızlığımdan geliyor ve sarıyor her tarafımı. Tutunabileceğim hiçbir güzellik yok, hatırlamaktan usanmayacağım anılarım dışında. Isınabilmek için onlara sarılıyorum. Anlamsız ve cevapsız sorular hınzırca sırıtıyor, ben görmemeye çalışıyorum.
Düşler uzak gibi görünüyordu ama yakındı. Belki de görmeyi istemek gerekiyordu. Gözlerini aç desem kapatacaksın ama kapatma gözlerini..! Biliyorum levrekler derinlerde ve dalgalı denizlerde yaşar. Levrekler uzak bir düş gibi zor yakalanır. Ama sen becerirsin düşleri yakalamayı, derinlere dalmayı, uzaklara kavuşmayı..Sahi, becerebilir misin..?
Kendime bir demet papatya aldım ama bakmadım falıma. Gözlerimi gelişlere verdim, gözlerimdeki hüzün bile seni özlemiş, kafayı bulunca itiraf etti sonunda. Düşüncelerim gururlu, hayallerim ve sevdam değil. Gelseydin; kendimi unutup sana akacaktım, susturacaktım içindeki isyanı, kavgaların ortasında bir güneş gibi doğup ısıtacaktım yüreğini, sevinçten ağlayacaktım bu defa, mutluyken hemen sarhoş oluşum gibi, dokunacaktım, kusacaktım birikmişliğimi, hasretimi ama gelmedin, gelmezdin, gelmeye hiç de niyetin yoktu aslında. Kendimi kandırdığımı anladığımda, ağlıyordum…
Eskiden kimi şarkıların ne kadar anlamlı olduğunu düşünürken, şimdi ayrılığın ardından çalınan her şarkı umutsuzluğumu ve sevgimi anlatıyormuş gibi geliyor. Sevdiğim ne çok şarkı varmış, bunu senin gidişin gösterdi bana. Her şarkıda sen varsın, her yerde, her gördüğüm insanda, denizde, gecede, uykumda…Nasıl beceriyorsun her yerde olabilmeyi. Bu bir marifetse eğer, niye benim yanımda değilsin ki…?
Göz yaşlarım asilliğini yitiriyor ve yenik düşüyorum sevdana. Gittin..belki de hiç gelmemiştin, ben geldiğini sandım. Ayak uyduramadım yorgunluğuna. Düşlerindeki öpüşü konduramadım. Kimi zaman bir çocuk oldum gülüşlerinde şımaran, kimi zaman bir kadın dokunuşlarında kendini bulan. Ama en çok da imkansızın oldum, hırçınlığın, yirmi yaşın, gecikmişliğin…Her gelişimde bir kez daha gönderdiğin oldum. İnanamadığın, yenemediğin, üzerinden atlayamadığın korkuların oldum. Ağladığın, bağırdığın ya da sustuğun isyanın oldum. Aşk pazarında harcadığın mevsimler oldum, sessizce boşalan gözyaşların,birikmişliğin oldum. Son ses dinlediğin bir şarkının nakaratı oldum, dilinin ucuna gelip de söyleyemediğin kelimeler, ister istemez yaşadığın talihsizlikler oldum. Yüreğindeki kadın ben olmak isterken, yüreğine sığınan ve tozlanacak olan bir anı oldum. Hak etmediklerin, artık yeter dediklerin ve herşeyin olmak isterken belki de hiçbir şeyin oldum. Söylesene, ben gerçekte senin neyin oldum…? Sesin hep uzakları çağırıyordu, ben üstüme alındım, sana geldim. Bilseydim, bana ait olmayan bir seslenişi sahiplenir miydim..? Şimdi bir mevsimlik aşk kaldı avuçlarımda. Sadece bir mevsim yaşanan ama bir ömür gibi gelen aşk…Kalbime henüz söylemedim gittiğini. Öğrenirse onun da acı çekmesinden korkuyorum. Seni hala benimle biliyor ve seviyor ama ben kalbime ilk defa yalan söylüyorum.
Gittin…sevdamın öksüzlüğüne alışabilirim belki ama sesinin uzak yolların sonunda olması acıtıyor içimi. Suskunluğun en büyük silahındı, suskunluğunla vurdun beni. Ben alışkınım kendi yaralarımı kendim sarmaya. Asıl acı olan ve kanatan unutulmak aslında. Söylesene, unutulmak kime yakışıyor..? Unutan sen olsan da, sana bile yakışmıyor..Merak etme, üstüne giydirmedim bu duyguyu, unutulmayan olmak sende daha güzel duruyor. Görüyorsun işte, aşka ve sana ihanet etmiyorum ben, ki kırgınlığım aşka.Sen üstüne alındın…Bir sonbahar’da, güneş hala daha ısıtırken bedenimi seni çıkarttı karşıma. Sen “bitti” dediğinde yağmur yağıyordu, aşkın canı sıkıldı, seni aldı…

Bilmiyorum nerdeyim, ne haldeyim, ben kimim
Ayrilirken kimligim, adresim sende kalmis.
Tebessümü yüzüme çok görüyor matemim
Güldügümü gösteren tek resim sende kalmis..

Taksicinin Anısı

Pazartesi, Temmuz 16th, 2007

Ben yalnızca anneme nasıl davranılmasını istiyorsam yolcularıma o
şekilde davranmaya gayret ediyorum."
*Yirmi yıl önce geçimimi taksicilik yaparak kazanıyordum. Bir keresinde,saat sabaha karşı 02.30′da bir yolcu aldım; adrese vardığımda, giriş katındaki bir pencerede görülen tek ışığın dışında bütün bina kapkaranlıktı.Bu şartlar altında, çoğu taksi şoförü bir iki sefer korna çalar, bir dakikabekler, sonra çeker giderdi. *

*Fakat ben, taşıma aracı olarak yalnızca taksiye bağlı pek çok fakir insanlakarşılaşmıştım. Eğer etrafta tehlike kokusu yoksa, her zaman kapıya giderdim. Bu yolcu belki de benim yardımıma ihtiyaç duyacak biridir, diyedüşünürdüm kendi kendime. *

*Onun için kapıya gittim ve çaldım, "Bir dakika", diye yanıt verdi
zayıf,yaşlıca bir ses. Yerde birşeyin sürükleyerek çekildiğini duyabiliyordum. *

*Uzun bir aradan sonra, kapı açıldı. Önümde 80′li yaşlarında, ufak tefek birhanım duruyordu. Sanki 1940′ların filmlerinden çıkmışçasına, emprime bir elbise giymişti ve başına da ön tarafına tül tutturulmuş yuvarlak bir şapka takmıştı. *

*Yanında küçük, plastikten bir valiz vardı. Daire sanki içinde yıllardır hiç yaşanmamış gibi bir görünüme sahipti. Bütün eşyalar çarşaflarla örtülüydü.
Duvarlarda saat, süs eşyası ya da tezgahın üzerinde kap-kaçak yoktu.
Köşede,içi fotoğraf ve cam bardaklarla doldurulmuş bir karton kutu duruyordu.
*
*"Çantamı arabaya kadar taşır mıydınız?" dedi. Valizi arabaya götürdüm, sonra kadına yardım etmek üzere döndüm. Koluma girdi ve yavaşça arabaya yürüdük. Nezaketimden ötürü teşekkür edip duruyordu. "Bir şey değil", dedim ona. "Ben yalnızca anneme nasıl davranılmasını istiyorsam yolcularıma o şekilde davranmaya gayret ediyorum." *

*"Ah, ne kadar iyi bir çocuksun sen," dedi. Arabaya bindiğimizde, bana adresi verdi, sonra, "Şehrin içinden gitmemiz mümkün mü?" diye sordu. *
*"Orası kestirme değil," diye cevap verdim hemen. *
*"Benim için fark etmez," dedi. "Acelem yok. Güçsüzler yurduna gidiyorum." *

*Dikiz aynasından baktım. Gözleri parlıyordu. "Ailemden kimse kalmadı," diye sözünü sürdürdü. "Doktor çok fazla zamanım kalmadığını söylüyor." *

*Yavaşça uzanıp taksimetreyi kapattım."Hangi yoldan gitmemi arzu edersiniz?" diye sordum. *
* *
*Ondan sonraki iki saat boyunca şehirde dolaştık. Bana bir zamanlar, asansörişletmeni olarak çalıştığı binayı gösterdi. Yeni evlendiklerinde kocasıyla birlikte oturdukları mahallede gezindik. Arabayı, genç kızlığında dansa gittiği bir zamanlar balo salonu olan mobilya ambarının önünde durdurmamı istedi. *

*Arada bir belirli bir binanın veya bir köşenin önünden geçerken yavaşlamamırica edip, gözlerini karanlığa içine dikerek, hiç bir şey söylemeden öyleceoturup baktı. *
*Güneşin ilk ışıkları ufukta belirmeye başlamıştı ki, birden "Yoruldum.Gidelim artık," dedi. *
*Sessizlik içinde bana vermiş olduğu adrese gittik. Sütunlu girişi olan alçak bir binaydı, hastaların iyileşmek için gittiği sağlık evlerinebenziyordu. *
*Araba durur durmaz, iki hademe çıkarak yanımıza geldi. Merak ve dikkatle kadının her hareketini izliyorlardı. Onu bekliyor olmalıydılar. Bagajı açarak küçük valizini kapıya götürdüm. Kadın tekerlikli iskemleye oturtulmuştu bile. *
*"Borcum ne kadar?" diye sordu, çantasına uzanarak.*
*"Borcunuz yok," dedim.*
*"Geçiminizi sağlamanız gerek," diye cevap verdi.*
*"Başka yolcular var," dedim. Neredeyse hiç düşünmeden eğildim ve onu kucakladım. Bana sımsıkı sarıldı. *
*"Yaşlı bir kadına küçük bir mutluluk yaşattınız," dedi. "Teşekkür ederim."
*Elini sıktım, sonra loş sabah ışıklarının içine yürüdüm. Arkamda bir kapı kapandı. Bir hayatın kapanış sesiydi bu. *
*O vardiyamda artık hiç müşteri almadım. Amaçsızca, düşüncelerimde kaybolmuş dolaştım. Günün geri kalan kısmında hemen hiç konuşamadım. Ya o kadıncağızöfkeli bir şoföre ya da vardiyasını bitirmek için acele eden bir şoföre
rastgelseydi? Ya ben yolculuğu reddetseydim veya bir kere korna çalıp sonra daçekip gitseydim? *
*Şöyle bir yeniden gözden geçirdiğimde, aklıma hayatımda bundan daha önemliyaptığım bir şey gelmedi. *
*Hayatımızın önemli anların etrafında geliştiğini düşünmeye şartlanmışızdır.
Fakat önemli anlar bizi genellikle habersiz yakalar — başkalarının önemsizsayabileceği bir biçimde güzelce paketlenmiş olarak. *

*İNSANLAR NE YAPTIĞINIZI VEYA NE SÖYLEDİĞİNİZİ TAM OLARAK
HATIRLAMAYABİLİRLER, FAKAT KENDİLERİNİ NASIL HİSSETTİRDİĞİNİZİ DAİMA
HATIRLARLAR. *
alıntı

Benim Sevdam

Pazartesi, Temmuz 16th, 2007

Benim SEVDAMMM

benim sevdam….umutsuz…..benim sevdam….huzursuz…..benim sevdam…..aci……..benim sevdam…..bilinmeyenim….

aslinda bilinmeyenim diye seni adlandirmama ragmen seni bir cok kisi biliyordu….sana besledigim sevgiyi…..daha dogrusu beslememem gereken sevgiyi dostlarimla paylasmistim…..yeri geldiginde arkadaslarimla paylasmistim…..bastan umutsuz vakka diye adlandirildim….cok kizdim niye öyle oliyimki dedim kendi kendime….zaman ama aslinda bunu gösterdi bana…umutsuzdum….umudum yoktuki zaten….ben bastan zaten seni sevmekle en büyük hatayi yaptim….sonra sana bunlari aciklamakla belkide hala farkinda olmadigim ikinci hatami….

sonra sen olmicak duaya amin demiyelim dedin…hakliydin…haksiz bulmadimki seni hic….unutmalisin dedin….calistim cabaladim…zamanla unuturum dedim….ama nerden bilebilirdimki gecicek zamanin benim sana daha cok baglanmami saglicagini….

hatirliyormusun baska birine asik olmadan bir iki gün önce bana atmis oldugun mesaji?

"seni özledim…..seni tanidigim icin cok mutluyum benden hic kopma…"

ben senden hic kopamadimki zaten…en büyük hayal kirikliklarina ugradigim vakit bile kopamadimki….
evet sen asik olmustun mutluydun karsilikta aliyordun….yani benim sevdam gibi olmadi senin sevdan….bende bir nebze olsa karsilik almistim gerci….ama belkide yalan bir karsilikti…

simdik mutlusun…mutlusunuz….bende senin mutlulugunda mutlu olmaya calisiyorum….bilinmeyenim….sen aslinda benim bilinmeyenim degil tam tersi herkez tarafindan bilinendin…..umarim hayatin boyunca mutlu olursun…sevdiklerinle birlikte….cünkü sen "benim sevdam" bunu hakediyorsun….

sen mutluysan bende mutluyum.

Ömrün Boyunca Mutlu Olman Dileğiyle

Ezberim, ezelim, ebedimsin…

Pazartesi, Temmuz 16th, 2007

GÜNAYDINIM’ sın…

Fecri aydınlatan sözlerimsin sen…Karanlığın odalarına süzme ışıktır gözlerin..Ceplerinde hüzün taşıyan adamın avuçlarında sakladığı mavi bilyelerin içinde yaşayan can…Sen perdelerime düşen günaydınımsın..Sen yarım yamalak sözlerimin tamamlandığı yersin…Durma oralarda, gecemi gündüze çeviren kadın..Günebakan çiçekleri gibi yüzünü bana çevir..Soluğunu rüzgar, suskunluğunu bahar yaptım kendime..Gözlerinin sağnaklarındayım bulut bulut düşüyorum Yeşil Cennetin kuruyan topraklara…Kalem oluyorsun yüreğimde demlenen…Kahverengi gözlerim gibi kahve gözlerinle ısık dağıtıyorsun şehrime..Alnıma vuran ışıksın..Cünkü sen günaydınım, sen benim yaşamımsın sabahıma kanatlanan…

AYDINLIĞIM’sın….

Cemaline sinen nurlu gözlerine esir düşüm ben..Esrik bir rüyayım karanlıktan aydınlığına saçılan..Tut sevgili..Mihrabına al beni..Gökyüzüne kanatlandır beni.Kutsa beni yüreğinle..Kutsal mabedinde yaşamama izin ver…Duam olsun nefesin..Nefesim olsun gözlerin..Katılaşmış karanlığımı erit yüzünde soluklanan güneşle..İlmekle beni ışığına..Kollarına al cocuksu sevinçlerımi…Ört üzerimi ışığınla…Saçlarımın köklerinde doğsun gözlerin..Alnı pak sevdalara kazılsın adın..Tıpkı karanlıklarıma bırakılan aydınlık gibi…Sen hep burada kal.Gecemin sabaha gebe kalan aydınlığı ol…Kuşluk vaktim olsun sözlerin..Perdelerim seninle gülümsesin…Şehrim seninle ısınsın..Sen geleceğe yürüdüğüm yollara mevzilenmiş çiçeklerin gökyüzüne bakan yanısın…Sen pencerelerime süzülmüş apaydınlığımsın….

YOLLARIM’sın…

.Umutsuzlukta kaybettiğim yılların geleceğe giden zamanısın sen..Tozlu yollarımsın sana uzanan…Adımlarımsın bastığım her izinde adını sayıklayan…Rüzgar koynumda sana geliyorum..Dudaklarımda senin en sevdiğin şarkı….Bir de bohçamda sevgi azığım…Kilitledim geçmişimi karanlığa…Ben sana koşuyorum..Hem de yalınayak…Bilirim ki yollardaki dikenlerin çıplak ayaklarımın kanamasından korkarsın sen…Dudaklarınla öpme sakın yollarıma serilmiş dikenleri..Bırak kanasın ayaklarım….Yollarımsın bâd- ı saba ile yıkanmış..Bulut bulut gölgelerinde ilerlediğim varlığının bayram arifesindeyim.. Sana kavuşmak, bir bayram sabahı… Toprak yağmuru sağarken dudaklarıyla sen benim vuslatımsın hasretin omuzlarına vurulmuş…Sen benim yollarımsın adınla onurlandırılmış..Gözlerini mavi ufuklara çevir..Toz bulutuyla sana gelmekteyim…Ellerimde mavi bilyelerim nefes nefese sana koşuyorum .Bekle beni..Daraldı zaman..Yaz yağmuru kadar mesafem kaldı sana..Geliyorum….Kaybolan yılların cilasız zamanlarından senin için yollara koyuldum..Zamansızlığın patikalarını geçmişken bir dağ kaldı aramızda…Üzüm bağlarından geliyorum sana..Az kaldı sevgili..Yollarımsın, adımlarıma ömür diye sunulmuş…

SABRIM’ sın..

Acıya minnet eden bir cocuğun ellerine tutuşturulmuş ekmek gibi bereketli yüzün..Su gibi aziz, hayat kadar elzem ve nefes kadar sonsuz bir cansın sen…Akşam kuytularında yalnızlığın ayak dibinde düşmüş benliğimin gözlerinde tekrar hayatı kazanmasıydı..Takâtim, dayanağım, sabrımsın sen..Soğuk ve yapay cocuklarla bastırılmamış cocuksu düşlerimin yeniden sabırla örülüşüydü yüzündeki tebessümler..Ezberimsin. evvelim , ezelim ve ebedimsin…Sebebim, nefesim ve ahirim..Sen, çaresizliğin ayak uçunda demlenen yüreğime armağan edilen sonsuzluk hediyesi..Sen, göğsümde taşıdığım eşsiz paye…Sen benim acıya dayanma gücüm, sen benim yüreğime işlenmiş sabrımsın…

HAYATIM’sın…

Şeceresi hüzün olan adamın buzdan kalbine düşen hayatsın..Canıma can diye süzülen canânsın. Kanadında mutluluk olan baharlarsın sen…Gonca güllerle süslenmiş sabahların gülümsediği cansın sen.. Kaybettiklerimin ardından tek kazandığımsın..Bedeli ödenmiş acılarımı dudaklarındaki nefesle gideren şifâsın sen.. Bağrı yanmış ve susuzluktan yüreğimi kurumuş kıyılarıma dolan ve benliğimden aşıp yüreğimde çoğalan bitmez deryâsın sen..Yaralarıma kendi yarası gibi bakıp sökük yüreğimi Eyyubvâri sabırla mutluluk ekleyen, çöllerimdeki serabın tükendiğini bilip dudaklarındaki ab- ı hayat ile menzile giren Leylasın sen…Göğsümde her zaman övünç abidesi diye saklayacağım ömrü vefasın sen..Sen susuzluğuma düşen hayatsın..Bak çöllerim yeşeriyor..Dokun toprağa..Zamanın göğsünde elenmiş topraktan “ sen ” fışkırıyor bak..Dua dua filizleniyor kuru yapraklar..İçinde büyüttüğüm kız çocuğunu vakitsiz gömen adamın kuru dudaklarına sunulmuş ab- ı hayatsın…Sen benim gözlerindeki kendimi gördüğüm hayatımsın…Soluklandığımsın, nefes aldığımsın…. 

Velhasıl; sen benim evvelim,
Ezberim, ezelim, ebedimsin…

Sen üzülmeyesin diye

Pazartesi, Temmuz 16th, 2007

Sen üzülmeyesin diyee
Benİ birakip gittin o an herşey bitti
Ama bunada katlanmak zorunda kaldim
Yeterkİ sen üzülmeyesİn kirilmayasin dİye
Hiç bİr zaman kiyamadim sana hep inandim Aaşkina
Sanirim benim günahim senİ ölümüne sevmekti
Ben bu günahla yaşamaya raziydim yeterkİ sen yanimda ol dİye
Sonunda gittin ve beni ansizin terkettİn
Şunu sakin unutma senİ sonsuza dek sevmeye yemİn ettim
Sendİn benİm hayatim,anlatamadim ama bunu sana
O gül yüzündeki gülücüğe kurban olurum ben
Umut ettim hep senİ bekledİm bikmadan usanmadan
Uçurumun kenarinda gibiyim sanki ne yapicam bilemiyorum
BugÜne dek en büyük aşki yaşadim sende
Bİran kendimi mecnun zannettim,ben seni mecnun gibi sevdim
Keremİn Aslisina taptiği gibi taptim
Resmen sana karşiliksiz kul oldum yeterki benİ birakmayasin diye
Ama herşeyin bİr sonu varmiŞ ve son noktayi sen koydun
Sen hep en iyisini bildin,ben İse hep azar işittim senden
Nedensİz yere bitirdin bu bitmez dedimiz aşki
Herşey yalan benİm için bu dünyada insanlar bile
Ama hayat işte gene gÖsterdi acimasizliğini ve vurdu yüzüme
Sensİzlİk çok aci geliyor bana dayanmaya çalişiyorum
Nereye kadar dayanabileceğimi bilmiyorum
Sana olan sevdam tutuyor benİ ayakta ama tükeniyorum yavaş yavaş
Sen üzülmeyesin diye hiç birşey belli etmiyorum
Ama galiba sona doğru yaklaşiyorum üşüyorum biliyormusun
Sensizlik yüreğimi acitiyor biraktim herşeyi
Ecelİn yaklaştiğini hİssediyorum bedenimde
Sen üzülmeyesin diye hiç birşey belli etmiyorum sana
Senİ ölene dek sevicem buna yemin ettim ben yeminimi tutucam
Ve seni öldükten sonra yani mezarda bile sevicem
Bunu hiç bir zaman unutma sevdiceğim

Bir cümlelik yer istemiştim ama var mı ??

Cuma, Temmuz 13th, 2007

Gecenin infazındayım..
Gözlerimde uykusuzluk,
Çöllerimde susuzluk varken,
Dudaklarında soluyor geleceğim…
Oysa ben sana geliyorum sevgili..
Adımlarım ürkek olsa da
Yollarım sana,
Sabrım sana..
Biliyorum bu firar girişimi..
Sana gelen vagonlara kaçak bindim ben..
Farkındayım…Biletsizim..
Bir o kadar da öznesiz..
Urbamda fakir yüreğim,
Avuçlarımda hüznüm sana gelmekteyim…
Senden ne bir ömür istiyorum
Fakir yüreğime feda edilecek,
Ne de bir ten diliyorum
Acılarımda heba edilecek…
Sadece benle başlayıp senle biten cümle..
Sana geliyorken,

Yüreğinde “ bir cümlelik yerim “ var mı

Ölümsüz Aşk

Cuma, Temmuz 13th, 2007

Genç kız yine acılar içinde odasında yatıyordu. Henuz hayatının baharında ölümle yüz yüzeydi. Babası onu kurtarmak için gazetelere ilan vermiş, para teklif etmişti. Ama onun kalbinin teklemesi değil, kalbinin içindeki sızı ilgilendiriyordu. Sevdiği aklına geldi bir damla yaş daha döküldü gözlerinden. Ayrıldıklarından beri tam beş çile dolu yıl geçmişti. Aslında sevgilerinin arasına o kahrolası para girmişti. Hatırlıyorduda sevdiği ona birkeresinde:
- Ben zengin değilim belki ama seni seven bir kalbim var. Sana sadece onu verebilirim, demişti.

Zaten sevgiye muhtaç birisi başka ne isteyebilirdiki. Kendisini sevmesi yeterdi.O en çok Saçlarının dökülmesine üzülüyordu. Çünkü sevdiği öpmüş koklamıştı saçlarını. Her dökülen saç yüreğine bir hançer olup saplanıyordu. Şimdi tek isteği sevdiğinin son anlarında yanında olmasıydı. Ne olurdu onu birkez daha görebilse, onu birkez daha koklayabilse.Bu düşünceler arasında uykuya daldı.

Babası heyecanlı bir şekilde kızının odasına girdi. " Müjde kızım,kalp bulundu " dediğinde kızının bir peri güzellliğinde, sevdiğinin özleminden ıslanmış yüzüne baktı ve çıktı odadan…

Genç kız, bir hafta sonra kendine geldiğinde sanki başka bir dünyadaydı. İçinde acaip bir his vardı. Sanki bu dünya ona çok farklı gelmişti. Aklına yine sevdiği geldi. Kalbi eskisinden daha hızlı atmaya başladı. Kalbi değişmişti ama sevdiğini eskisinden daha çok sever olmuştu. (more…)

Söylenemeyen

Cumartesi, Mayıs 12th, 2007

Söylenemeyen
Ben, sana ne söyleyebildim ki bunca zamandır? ..

Yağmur bırakmadan geçen bulutlar gibiydi zihnimdeki düşünceler;
dilime düşmeyen, sözcüklere dönüşmeyen! ..
Ben, sana ne söyleyebildim ki bunca zamandır? ..
(more…)

Mektup

Perşembe, Mayıs 10th, 2007

Sevginle sevinebildigim,sevgimle sevinebildigin gelecek gunlere huzur ve
guvenle bakiyor artik gozlerim..Anlamsiz bir razi olusla kendine siginan
yuregim, asi bir baskaldirisin ardindan uysal bir cocuk gibi guluyor simdi
gozlerin icin..

Sayili insanlarin basina gelebilecek bir guzellik seninle yasadigim.Her ani
ayri bir keyif..Oyle ya kavgamiz bile ayri bir zevk bizim icin..Sonrasinda
anlamak var sensiz olamayacagimi…
Anlamak var , bensiz yapamayacagini..

Dusler kurmak var bir de..Sayisizca, bazen hayasizca..” Askta ayip yoktur”
biz bunun ortak kararini vermistik.En kuytu ayiplari yasamak seninle..En
guzel susmalari..Suskunlukla anlatilacak coklari..

Zamanin icinde kaybolmak var.Tukenmesini istemedigimiz bizli
saatler.Sacmasapan seyler icin atilan kahkahalarimiz var
kulaklarimizda yankilanan
,dusundugumuzde bizli saatleri.Deli gulmelerimiz
var.Tutkulu bakismalarimiz..Bakmak var gozbebeklerinden
kendimize,seyretmek var o
bebeklerde askin isiltisini.Sicakligini duymak var icimizde.

Yabanci bir ses olur kulagimda , yabanci bir dokunus tenimde.Oyle bir
urperti oturur icime her beni benden alip gittigin vakit…

Gidisin……!

Onunde uzanan ,bizi ayiran yollara bakip ve yolun basinda kucucuk kalan
sana …El sallamak
uzun uzun…

“Kendine iyi bak,seni ozleyecegim…..Hosca kal…….”‘li veda sozleri
dillerimizde mirildandigimiz.

Sonra sensiz kaldigimda huysuzlanmalarim var ve telefonun diger ucundaki
sana ettigim iskenceler….Seni delirtmek gibi bir niyetim yok bu kadar
sacmalamamin ardinda.Sadece sensizligin verdigi bir huysuzluk
benimkisi…..Yanimda olmani istedigim bir anda,Senin yaninda olacak bir baskasini kiskanmam.Herhangi birisi….Kim oldugunun bir onemi yok..Sadece ben seninle olmayi bu kadar isterken, senin vakit gecirecegin herhangi bir insan.
Diretmelerim.Biktirmalarim seni.Simarikca kaprislerim…

Sensizligin faturasini yine sana odetmelerim…..

Seninse karsiliginda en uysal hallerinle beni ikna
cabalarin.Anlamsizlaflarima anlam katmaya calisma hallerin..Sakin ses
tonun.Gulusun…*

O en dogal hallerin..En dogal halin..Sevecen,icten ve uysal ..Tipki bir
bebek gibi yaramazligina bile sevimlilik katan sirinligin.Beni,
hatalarimla,bu sacma sapan hallerimle karsiliksiz kucaklaman…….

Bana en sadik dostlarimi aratmayan sabirla , daima affetmeye hazir
yakinligin.Gitsem de kalsam da bir.Kizsam da kirsam da
bir.Aglasam gozyaslarima dokunacak kadar yakin,dindirecek kadar
dost…Butun hatalarimi,simarikliklarimi,cocuk kaprislerimi bagislayan kocaman, ici bana olan bitmek tukenmek bilmeyen askinla dolu yuregin……………..
Bazen senin bu sevgine layik olamamak korkum.Bazen korkup kacmak.Bazen
ezilmek.Yok olmak.
Sevginin agirliginda , bu agirligin verdigi yuku tasiyamayip un ufak
kalmak.Bana kendimi bu kadar guvende hissettiren tek insandan korkmak da
buyuk tezatlik dusundugumde….
O kadar alismisim ki iyi giden bir seyin ardindan kotusunun
gelmesine.
Hep uzulmeye.
Hep aglamaya.Sanirim kotusu gelmeden ben mi getiriyim kotuyu diye
dusunuyorum.
Sadece laf iste.Bir yere gidecegim yok.Gidebilecegim.Bir gun gitsem de yani
gidebilsem bile geri gelecegimi biliyorum.Biliyorum geri gelemezsem bile
geri gelmeyi isteyecegimi…
Biliyorum senin kapinin ise bana daima, sonuna kadar , sonsuza dek acik
olacagini…….

Boyle dusunce karmasalarinda kayboldugum, icimi tarifsiz korkular
kapladiginda yaptigim gibi yine gozlerimi kapiyorum simdi…..Dilimden de
yine su dilegim dokuluyor………
Her yeni gune senin yaninda gozlerimi acmak ,her gece senin kollarinda
uykuyu kucaklamak…
Iste bu melek sevgilim ….. Butun bu dusunce karmasasindan siyrildigimda
aklima gelen tek dilegim….*

Sponsor
Sponsor